| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Elveda Rumeli

3 "elveda rumerli hakında" etiketi kullanan gönderi "elveda rumerli hakında" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar
 

Rumeli'de Yine Bir Şeyler Oluyor

Atv'nin büyük bir ilgiyle izlenen dizisi Elveda Rumeli bugüne kadar trajikomedya unsurlarını kullanıyordu.

Sütçü Ramiz ve ailesinin etrafında gelişen olaylar, pek çok kez "kahkahalar" eşliğinde izleniyordu. Ancak bundan böyle artık trajikomedyanın sadece "trajedi" bölümü ağırlık kazanacak. Yalnızca inanışları ve etnik kökenleri nedeniyle yargılanan, birbirinden ayrı düşürülen gençlerin bölünmüş sevdalarına "hayatta kalma mücadelesi" de eklenecek. Yerinden yurdundan sürgün edilen, birbirine karşı yürekleri etnik hınç ve öfke ile doldurulan halklar o coğrafyayı cehenneme çevirecek. Elveda Rumeli'de fon müziği olarak kullanılan "Aman Bre Deryalar" ve "Ramizem" türkülerinin sözlerinde de aslında bir dram gizlidir.

Büyük göç sırasında nehirleri, denizleri derme çatma sallarla aşmaya çalışan soydaşlarımızın pek çoğu o sularda boğularak yaşamını yitirmişlerdi. Türkünün içinde adı geçen "Ramize" de işte bu kurbanlardan biridir. Ramiz'ler, Ramize'ler hem bildiğimiz anlamdaki deryaların, hem de kan deryalarının içinde soluksuz kalmışlardır.

Elveda Rumeli'nin yeni bölümleri işte bu göç dramını gözler önüne serecek. Elveda Rumeli'nin ilgiyle izlendiği günlerde Rumeli yine karışık. Dizinin yayınlandığı gün, Kosova'nın bağımsızlığına karşı çıkan Sırplar, BM askerlerine ve polislere saldırdılar, karakolları ateşe verdiler, Kosovalıların yüreğine yine dehşet saldılar.

Bu gece ise Star ekranlarında Saraybosna'daki müthiş dramı anlatan "Ölüm Çiçekleri" adlı dizi başlayacak. Sadece toplu mezarların üzerinde yetişen çiçeklere konan kelebeklerin izi sürülerek ortaya çıkartılan insanlık ayıpları gözler önüne serilecek. Bilindiği üzere, Birinci Dünya Savaşı bu bölgedeki etnik ayrımcılık ateşinin üzerine benzin dökülmesi sonucu başlamıştı. Balkan Savaşı'nın ardından Avusturya-Macaristan İmparatorluğu veliahtının bir Sırp tarafından öldürülmesi üzerine başlayan savaş, yüz binlerce insanın hayatına ve barındığı topraklardan sürülmesine neden olmuştu.

Ben Elveda Rumeli'yi izlerken, aklımın bir köşesinde hep bu gerçeği tutuyorum. Dizi, bu yönüyle bana bir "tarih laboratuvarı" hissi veriyor. Ama gelin görün ki, kimse bu laboratuarın test sonuçlarından ders çıkarmamış gibi. Ne acıdır ki, insanlık, hâlâ sonu gelmez bir "tekerrür" girdabında dönüp, duruyor... 

 
 
 

Elveda Rumeli Uzun Soluklu

Elveda Rumeli'nin iki yapımcısı; Serdar Akar ve Tarkan Karlıdağ, Sabah gazetesine yaptıkları açıklamada dizinin önümüzdeki sezon da sürprizlerle devam edeceğini söyledi.

Elveda Rumeli'nin iki yapımcısı; Serdar Akar ve Tarkan Karlıdağ dizinin önünüzdeki yıl da devam edeceğini ve şu anda Makedonya'dan geri dönmeyi düşünmediklerini söylediler.

Projenin atv tarafından istendiğini anlatan ikili, Kıbrıs çıkarması üzerine bir dizi yapacaklarını da anlattılar
Hande Subaşı'nın neden diziye devam etmediğini ise Serdar Akar şöyle anlattı:
"Genel performansından çok mutluyduk. Ama onun sözleşmeye bakış açısı bize uymadı. Yapımcı olarak biz de sözleşmesiz bir oyuncunun uzun soluklu bir işte yer almasını doğru bulmadım. Kendisine sözleşmeyi imzalamadığı taktirde görevinin devam etmeyeceğini söyledik. 'Prensiplerim buna çok uygun değil' dedi olmadı. Biz de Berrak Hanım'la görüştük."

 
 
 

Elveda Rumeli'ye Yürek Dayanmıyor

Elveda Rumeli, dün akşamki bölümde yürekleri dağlayan sahnelerle ekran başındakileri hayli zorladı. Hem Zarife’yle Aleks’in içinde bulunduğu durum hem de Yunanlılar’ın Müslüman halkı katlettiği sahnelere yürek dayanmadı.

Ramiz Baba, ayakta alkışlanası bir adam. Kızının bir Hristiyana aşık olmasını önce kendine yediremeyen Sütçü Ramiz, yaptığının hata olduğunu gördükten sonra bütün yüreğiyle kızına sahip çıktı. Bütün köylü kendisine sırt dönse de o büyük bir yüreklilikle ailesini alıp kasabanın ortasındaki kahveye oturdu. Sütçü Ramiz, bu tavrıyla kızının utanılacak bir şey yapmadığının ve onun arkasında olduğunun mesajını vermekteydi. Kasabadaki hem Hristiyan hem Müslüman ahali ise bu aşka öylesine sert bir tutum sergiliyorlardı ki iki aşığa en kötü cezanın verilmesi gerektiğini savunuyorlardı.

Bu arada Baytar Efendi’nin yaşanan acı olaylara dayanamayıp hastalandığını, zavallı adamcağıza inme indiğini öğrenen Sütçü Ramiz, tüm ailesini alıp ziyarete gitmeyi de ihmal etmedi.


Mahkeme günü ise Sütçü Ramiz ve ailesi başları dik, alınları açık kızlarının arkasında salondaki yerlerini aldılar.

Sütçü Ramiz ve ailesi, yaşadıkları zor günleri bu şekilde atlatmaya çalışırken, Makedonya’nın üzerine kara bulutlar çökmekteydi. Yunanlı askerler çeteci kılığında Teselya’daki katliamlarına devam etmekteydiler. Yunanlılar, köyleri basıp evleri ateşe verdi, can havliyle dışarı kaçan insanları da kurşuna dizdiler. Bu sahneler ekran başındakilere duygulu anlar yaşattı. Üzerinden bir asır geçmesine rağmen Balkan’lardaki bu katliam yürekleri sızlattı.

Zarife ve Aleks’i korumayı reddedip linçle ölmelerini isteyen Kaymakam Abdül, bu konuda başarılı olamayınca hırsını almak için Dimitri ile anlaşmayı bile göze alacak kadar kendini kaybetti. Ekran başındakileri en zorlayan sahneler de Dimitri ve 3 arkadaşının Zarife ile Aleks aleyhine ’zina yaptıklarını gördük’ yalanıyla mahkemede Abdül tarafından tanık gösterilmeleri oldu. Abdül’ün hırsı ve içindeki düşmanca tutumu Vahide’yi elde edememesinden kaynaklanmaktaydı. Bu hırsı Abdül’ü öyle bir hale getirdi ki kızların kaldığı nezarethaneye gidip Vahide’yle pazarlık yapmaya bile kalkıştı.

Kadı Efendi, mahkemede herşeye rağmen Dimitri ve adamlarının tanıklığını kabul edince Zarife ve Aleks falakayla cezalandırıldı; aynı zamanda Aleks’in sürgün edilmesine karar verildi. Kaymakamlığın önünde hazırlanan falakaya Zarife ve Aleks getirildiğinde, Sütçü Ramiz ve ailesinin sessiz çığlıkları herkesin yüreğini dağladı. Abdül ise Zarife ve Aleks’in falaka cezasını kendisi uygulamak istedi. Ekran başındakilerin sabır sınırlarını zorlayan son karede Abdül, içindeki zehiri suçsuz iki insanın bedenine kusan bir canavar gibi elindeki falaka aletini var gücüyle savurmaktaydı.

Bu arada Osmanlı da gittikçe artan Yunan tacizleri ve Müslümanlara karşı başlatılan katliamlar üzerine nihayet duruma müdahale etmek gerektiğini farkederek savaş kararı aldı.